Üreticinin hatasından doğan yanlış ilaç kullanımı ilaçların yanlış kullanımı ve hukuki sorumluluk

 

Ülkemizde yılda kaç kişinin tıbbi hatalar sonucu yaşamını kaybettiğine veya sakat kaldığına dair sağlıklı istatistiki bilgiler maalesef bulunmamaktadır. Bir çok alanda olduğu gibi bu konudaki istatistiklere ulaşmak son derece zordur. Çünkü birçok vaka, olay kayıtlara geçmemektedir yada yanlış tanımlama ile başka kayıtlar altında bulunmaktadır


İlaçların Yanlış Kullanımı ve Hukuki Sorumluluk; Son zamanlarda yapılan araştırmalar göstermektedir ki yanlış ilaç kullanımından yılda yaklaşık 1 milyon kişi hayatını kaybetmektedir. Bu makalede yanlış ilaç kullanımının önüne geçmek ve yaşanan hukuksal sorunları çözmek amaçlanmaktadır. Bu süreçte hekimin, eczacının ve üreticinin sorumluluklarını ayrı ayrı incelemeye çalışacağız.

 

Doktorun Hatasından Doğan Yanlış İlaç Kullanımı ve Doktorun Sorumluluğu

 

Hekim hastasını tedavi ederken, azami dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Bu özeni tedavi sürecinin son aşaması olan, ilacın reçete edilmesi ve kullanımının tarif edilmesinde de göstermek zorundadır. Hekim, hastasına, tıp biliminin ulaştığı düzeyi göz önüne alarak, hastanın ve hastalığın durumuna düşen en uygun ilacı seçmekle yükümlüdür. Hekim, sanat ve mesleğini yürütürken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatine göre hareket eder Bu açıdan hekim, yazdığı ilacı seçmekte serbesttir. Ancak bu serbestlik, keyfilik anlamına da gelmemektedir. Bu bakımdan, hekim, yazdığı ilacın endikasyonlarını, kontrendikasyonlarını, yan etkilerini ve dozajını çok iyi bilmelidir. Yazdığı ilacın bu özelliklerini tam olarak bilmeden vermesi durumunda meydana gelecek zararlardan hekim, bizzat sorumludur. Bu sorumluluk, yerine göre, hastanın ölümüne sebebiyet verilmesi durumunda olduğu gibi, ceza hukuku kapsamında değerlendirilebileceği gibi; özel hukuk yönünden de haksız fiil hükümlerine göre tazminat ödenmesini gerektirebilir. Bütün çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu bizim hukukumuzda da herkes gibi hekimler de kusurlarından kaynaklanan nedenlerle, başkalarına verdikleri zarardan dolayı sorumludurlar.


Son yıllarda, ilaç hukuku alanında geliştirilen, “bilgilendirilmiş aracı” doktrini ile üreticinin sorumluluğu yumuşatılmıştır. Özellikle reçeteyle satılan ilaçlarda, ilacın bizatihi kendi doğasından kaynaklanan zararlardan üreticinin kendisi sorumlu değildir. Üreticinin ürüne ilişkin olarak, uygulamada gerekli olan bilgileri (ilacın moleküler yapısı, etkileri, yan etkileri vb.) tıp topluluğuna açıklamış olması gerekmektedir. Örneğin ilacın yan etkilerinden birisi açıklanmamış ya da yanlış anlaşılmaya müsait bir şekilde açıklanmışsa, ilacın kullanımından meydana gelen zararlardan hekimi sorumlu tutmak hakkaniyetle bağdaşmaz.

 

Eczacının Hatasından Doğan Yanlış İlaç Kullanımı

 

İlaçların, hekimim tavsiye ettiği dozda ve usulde verilmesi de, hastanın sağlığı açısından son derece önemlidir. Bu açıdan, günlük uygulamada rastlanan biçimiyle, önüne gelen reçetede yazılan ilacı, uygun dozda ve hekimin tavsiyesine göre hastaya tarif etmek eczacının sorumluluğudur. Ülkemizde, serbest eczanelerde çoğunlukla eczacı yardımcıları çalışmakta ve ilaçları çoğunlukla bu kimseler muhataba vermektedir. Doğal olarak, adam çalıştıranın sorumluluğunun kusursuz olması nedeniyle, eczacılar, kendileri kusurlu olmasalar bile, yardımcılarının başkalarına verdiği zararlardan dolayı sorumlu tutulurlar.


Tıbbi Farmasötik Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliğine göre belirli bir grubun dışında kalan ilaçların reçetesiz olarak ruhsatlandırılmasında herhangi bir hukuksal engel bulunmamaktadır. Ülkemizde kural olarak, ticari preparat haline gelmiş ürünlerin büyük kısmı reçeteyle satılmaktadır, reçete karşılığında verilmesi şart olan ilaçların reçetesiz verilmesi yasaktır.


Örneğin, kullanımı kontrole tabi olan ve ancak yeşil reçeteyle verilebilen ilaçların verilmesi halinde, doğrudan uyuşturucu maddelerle ilgili yasal hükümler gündeme gelecek ve buna göre bir yargılama yapılacaktır.


Diğer yandan, eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanununa göre; ambalajları açılmış tıbbi ecza ve kimyasal maddelerin saf olmamalarından ve iyi muhafaza edilmemelerinden eczane, ecza deposu ve laboratuvar sahipleri ve sorumlu müdürleri sorumludur. Bu hükme göre, ilaçların yanlış muhafaza edilmesinden doğan zararlardan eczacı bizzat sorumludur. Ülkemizde aşıların soğuk zincir kurallarına uyulmadan saklanması sıklıkla rastlanan bir durumdur. Bu durumda aşılar bozulmakta ve bu yüzden aşıyı kullananlar zarar görmektedirler. Eczacının özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve kanuna aykırı davranması anlamına gelen bu durum, aynı zamanda tazminat sorumluluğuna da yol açmaktadır.


Burada, ister reçeteli ister reçetesiz olsun, ticari olarak piyasaya sürülmüş bir müstahzarın üretim hatalarından (üretici bizzat kendisi değilse) dolayı eczacının doğrudan sorumluluğunun bulunmadığını belirtmek gerekir. İlacın eksik dozda sunulması, üretim aşamasında biyolojik kontaminasyona uğraması, yanlış ambalajlanması gibi nedenlerden kaynaklanan zarardan bizzat müstahzarı üreten kişi veya kuruluş sorumludur. Ayrıca ilaçların prospektüslerinde yer alan bilgilerin doğruluğundan da üretici sorumludur. Reçetesiz olsa bile ilaç satışında yetkili kişiler yalnızca eczacılardır. Böyle bir durum söz konusu olduğunda, eczacının son kullanıcıyı aydınlatma yükümlülüğü genişlemektedir. Çünkü ülkemizde ilaç satabilme yetkisi eczacılara münhasırdır.


Tıbbi Farmasötik Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliğine göre reçetesiz olarak satışına izin verilen ilaçların, sunumlarıyla ilgili olarak bazı sorunların çıkması muhtemeldir. Çünkü bu tür ilaçlar, herhangi bir hekim reçetesine bağlı olmadan satılabilirler. Kuşkusuz, bu ürünlerin satımı da yine eczacılar eliyle olmalıdır. Kendisine bu türden bir ilacı alma talebiyle başvuran kişiyi ilaç konusunda bilgilendirmek ve ilaç kullanılırken bilinmesi gereken unsurları alıcıya aktarmak da eczacının sorumluluğundadır. Böyle bir aydınlatma yapılmadan, verilen ilacın yanlış kullanımından doğan zararlardan dolayı eczacı da kusuru oranında sorumlu tutulmalıdır. Elbette reçetesiz ürünü almak isteyen kişinin de ilacın prospektüsünü okumak ve anlamadığı yerleri eczacıya sormak yükümlülüğü bulunmaktadır. Burada sorumluluğu tek başına eczacıya yüklememek hakkaniyetin gereğidir.

 

Üretici Firmanın Hatasından Doğan Yanlış İlaç Kullanımı

 

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ilaç üretimi büyük firmalar tarafından gerçekleştirilmekte ve dağıtıcılar eliyle eczanelere ulaşan ürünler, burada son kullanıcıya sunulmaktadır. Sorumluluk hukukumuzda üreticinin; üretim, dağıtım, pazarlama ve satış aşamalarının tümünde sorumluluğunun olduğu kabul edilmektedir. Bu aşamaların herhangi bir noktasında üreticiden kaynaklanan, daha doğru bir deyimle üreticinin kusuruyla, bir zarar meydana gelmişse üretici bundan dolayı sorumludur.


İlacın eksik dozda sunulması, üretim aşamasında biyolojik kontaminasyona uğraması, yanlış ambalajlanması gibi nedenlerden kaynaklanan zararlardan bizzat müstahzarı üreten kişi ve kurum sorumludur. Bu ilaçların reçeteli olup olmamasına bakılmaksızın ticari olarak piyasaya sürülmüş bir ürünün müstahzarın üretim hatalarından üretici eczacı değilse kendisi doğrudan sorumlu değildir.İlaçların prospektüslerinde Kullanım Talimatı yer alan bilgilerin doğruluğundan da bizzat üreticiyi sorumlu tutmak gerekir .


Burada kritik sorun ürünün defektif olup olmadığıdır. Defektif üründen kasıt, ürünün kullanıcıya, yani hastaya, taahüt edilen nicelik ve nitelikte sunulmamasıdır. İlaç, üzerinde yazılan dozda üretilmemiş ya da önceden belirtilmiş nitelikleri haiz olmayabilir. Örneğin, ilacın üzerinde yazılan miktar ile gerçekte içerdiği etken madde miktarı birbirini tutmuyor ve hasta bu ilacı, durumdan habersiz bir şekilde kullanıyor ve de sonuçta zarar görüyorsa ilaç üretcisinin, sorumluluğu bulunacaktır. Bir diğer önemli durum da ilacın niteliklerinin taahhüt edilenden farklı olmasıdır. Söz gelimi midede çözünmediği söylenen bir ilacın bu özelliği de garanti edilmektedir. İlacın bu özellikleri taşımaması nedeniyle meydana gelecek zarardan üretici sorumludur.


İlacın, yetkili otorite tarafından ruhsatlandırılmış olması, üreticinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ülkemizde bu yetki Sağlık Bakanlığı'na verilmiştir. Sağlık Bakanlığı, yukarda söz ettiğimiz ruhsatlandırma yönetmeliği çerçevesinde ruhsatlandırma yapmaktadır.


Ülkemizde, ilaçlarla birlikte verilen prospektüsleri, ortalama bir yurttaşın anlayabilmesi olanaksızdır. Reçeteyle satılan ilaçlarda, hastanın aydınlatılması yükümü ağırlıklı olarak hekim tarafına geçtiğinden, prospektüslerin anlaşılamamasından ilaç üreticisinin sorumluluğu ikinci derecede önemi haizdir. Buna karşılık, reçetesiz olarak satışına izin verilen ilaçlar için bu yüküm doğrudan üreticiye ait olduğundan, prospektüslerin dilinin anlaşılamamasından doğacak bir zararda öncelikle sorumlu olacak kişi ilaç üreticisidir.


İlaç üreticisinin sorumluluğunu genişleten unsurlardan bir tanesi de reçetesiz ilaçların satışıyla ilgilidir. Burada topluma, bilgilendirilmiş aracı olmadan ilaç sunumu söz konusudur. Bu durumda, ilaç alıcısının bilgilendirilmesi sorunu önem kazanmaktadır. Ülkemizde halka açık bir şekilde ilaç reklamı yapılması yasaktır. Bu kanuna göre, müstahzarları övme yolunda ve bunlara sahip olmadıkları tedavi edici özellikleri atıf veya mevcut tedavi edici etkileri büyütmek suretiyle sabit veya müteharrik sinema filmleri, ışıklı veya ışıksız ilan, radyo veya herhangi bir vasıta ile reklam yapılması yasaktır. Şu kadar ki, tarifname ve gazetelerde "hastalıklarında kullanılması faydalıdır" şeklindeki ilanlara izin verilebilir. Ancak, reçetesiz satılmasına müsaade edilmeyen müstahzarların tıbbi dergilerden başka yerlerde reklamları yapılamaz. Bu durumda, ilaç üreticisi reçetesiz ilacın prospektüsünü halkın anlayabileceği ve ilaç hakkında bilinmesi gereken esaslı unsurları öğrenebileceği şekilde hazırlamalıdır.

 

Sonuç


İlaçların Yanlış Kullanımı ve Hukuki Sorumluluk, Bizim de içerisinde yer aldığımız çağdaş hukuk sistemlerinde, kural olarak kusur sorumluluğu ilkesi benimsenmiştir. Kusursuz sorumluluk istisnai durumlarda söz konusu olmaktadır. İlaç gibi, insan sağlığı üzerinde doğrudan etkili bir ürünün kullanılmasından doğacak zararların tazmini de temel olarak kusur sorumluluğuyla ilişkilidir. Bu tür zararların varlığında, ister üretici ya da dağıtıcı isterse de tavsiye edici olsun, kusuru bulunan her kimse, özel hukuk hükümlerine göre, verdiği zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

 

Boşanma Davasında Velayet Ve Nafaka
Boşanma Davasında Velayet ve Nafaka;

Reşit olmayan ya da hacir altında bulunan çocukların sahip oldukları haklar ve mükellefiyetlere ilişkin hususlar. Bu durum Medeni Kanunda düzenlenmiştir. Çocuklar üzerinde velayet hakkı anne ve baba tarafından birlikte kullanılır. Anne ve baba velayetin yürütülmesi hususunda anlaşamazlar ise babanın reyi muteberdir. Çocuk küçükken anne ve babasının velayetine tabidirler. Anne ve babanın biri vefatı durumunda ise velayet sağ kalan bireye verilir. Boşanma durumunda ise velayet hakkı, çocukların teslim edildiği bireye aittir.
Ceza Erteleme Nedir? (Tck. 51.Madde Ve Gerekçesi)
Ceza erteleme, TCK.51. Madde ve gerekçesi

Ceza erteleme, mahkeme suçlu olan kişinin suçunu tespit ettikten sonra, mahkeme bu kişinin daha suç işlemez diye düşünmesi halinde hapis cezasının ertelenmesine karar verir.Ceza İnfaz Kanunu hükümlerine göre, suç işleyen kişi işlediği suçtan dolayı cezalandırılır. Fakat bazı şartların bir araya gelmesiyle, kişiye verilen cezanın cezaevinde infazından vazgeçilebilir. Böylece hapis cezasının ertelenmesi olayı gerçekleşir. Suçu işlediği tespit edilen kişinin, bir daha suç işlemeyeceğine inanılırsa, cezanın ertelenmesine karar verilir.
Boşanma Davası Ücretleri, Mahkeme Masrafları Nedir?
Boşanma İşlemleri nasıl yapılır,

Boşanmaya karar veren çiftlerin en merak ettikleri konuların başında Boşanma süreci için gerekli belgeler, Boşanma Davası açma işlemleri nelerdir gibi sorular gelmektedir. Boşanma sürecinin Anlaşmalı yada Çekişmeli olarak farklılık göstermesi de dava sürecini etkilemektedir. Çekişmeli Boşanmalarda dava sürecinin uzun ve sancılı bir süreçte devam etmesi boşanmaya karar veren her iki tarafında beklentilerini karşılayamamakta çoğu zaman her iki tarafta Boşanma kararının sonuçlarından memnun kalmamaktadır.
Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu Nedir? (Tck 299)
Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları (Y16CD-K.2017/4807):

Cumhurbaşkanına hakaret suçu, kişilere ve şerefe karşı suçlar içerisinde değil Devlete karşı işlenmiş suçlar bölümünde düzenlenerek Devleti temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığının korunması amaçlanmıştır. Devlete karşı işlenen suçlardan bir kısmının gerçek mağdurunun makamı temsil eden gerçek kişi olmakla birlikte, devlete dair hukuki yararın korunması, kişiye nazaran daha üstün tutulmuştur.
Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunun Cezası (Tck 299)
Cumhurbaşkanına hakaret suçunun cezası şu şekildedir (TCK m.299):

Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır TCK m.299/1).
Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır TCK m.299/2).
Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır TCK m.299/3).
Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu (Tck 299) Yargıtay Kararları
Cumhurbaşkanına “Hırsız, Katil, Yezit” Demek Suç mudur?

Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunda Aleniyet Unsuru.Zincirleme Şekilde Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu.İnternetten Facebook Üzerinden Cumhurbaşkanına Hakaret.Cumhurbaşkanının Kaçakçılık Yapanlara İzin Verdiğini Söylemek Suç Değildir.Kovuşturma izni Alınmayan Konudan Yargılama Yapılamaz.Gazetecilik ve Basın Yayın Yoluyla Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu.
İnternet Hukukunda Sorumluluk Ve Kavramlar
İnternet hukukunda;

İnternet yoluyla yayınlanan içerikler nedeniyle kişisel sorumlulukların belirlenmesi için bazı kavramlar kullanılmaktadır. İnternetten içerik kaldırma veya erişimin engellenmesi kararı talep dilekçesinde veya 5651 sayılı Kanun çerçevesinde yapılan itirazlarda şu kavramlara dikkat edilmelidir;
E-Tespit, İçerik Sağlayıcı, Yer Sağlayıcı, Erişim Sağlayıcı
İnternetten İçerik (Görsel,Video,Haber,Yorum) Kaldırma-Erişimi En...
Kişilik hakkı ihlal edilen kişi;

İçeriğin kaldırılmasını veya erişimin engellenmesini isteyebilir (5651 sayılı Kanun m.9/1). Kişilik haklarının ihlali, hukuken bireye karşı işlenen bir “haksız fiil” olarak kabul edilmektedir. Kişilik haklarına yapılan her saldırı bir haksız fiildir, ancak her haksız fiil suç teşkil etmez. Suç teşkil etmese bile internet yayını üzerinden yapılan her türlü kişilik hakkı ihlali nedeniyle erişimin engellenmesi kararı verilebilir.
İnternette Suç İşlenmesi Nedeniyle İçeriğin Kaldırılması Ve Erişi...
Aşağıdaki suçların işlendiği konusunda yeterli şüphe sebepleri varsa erişimin engellenmesi kararı verilebilir (5651 sayılı Kanun m.8/1):

İntihara yönlendirme (madde 84),Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra),Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190),Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194), Müstehcenlik (madde 226),Fuhuş (madde 227),Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228),5816 sayılı Atatürk aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun"da yer alan suçlar.

6284 Sayılı Kanun Ailenin Korunması

Aile Konutu Şerhi Nedir

Aile Konutu Kavramı Ve Aile Konutu Tahliyesi

Aldatılan Eşin Üçüncü Kişiye Açacağı Tazminat Davası

Araç Değer Kaybı Davası

Boşanma Davası

Boşanma Davasının Mirasçılar Tarafından Sürdürülmesi

Boşanmada Edinilmiş Mal Ve Kişisel Mal Ayrımı

Ceza Davalarında İştirak

Ceza Hukukunda Genel Af Ve Özel Af

Ceza Hukukunda Taksir Nedir?

Çiftlik Bank Nedir. Piramit Satış Sistemleri

Cinsel Taciz Ve Kanundaki Yeri

Çocuk Düşürtme, Düşürme Ve Kısırlaştırma Suçu

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Çocukların Cinsel İstismarı Ve Cinsel Suç Mağdurlarının Muayenesi

Ehliyete El Konulmasına İtiraz, Ehliyete El Konulması Sebepleri

Etkin Pişmanlık Ceza İndirimi Nedir

Evlatlığın Mirasçılığı

Gayrimenkul Satış Vaadi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Nedir? Hagb Nedir?

Hakaret Suçu Nedir ?

Haksız El Atmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil Talebi

Hırsızlık Suçunun Cezası

Hükümlüler Ve Küçük Çocuk Açısından Vasi Atanması

İddet Müddeti Nedir? İddet Müddetinin Kaldırılması

İlaçların Yanlış Kullanımı Ve Hukuki Sorumluluk

İnternet Üzerinden Dolandırıcılık

Kamulaştırma Davası

Kasten Adam Öldürme Suçu Nedir

Kasten Adam Yaralama Suçu Ve İndirim Sebepleri

Katılım Payı Alacağını Davası Nedir

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin Unsurları

Mal Rejimi Davaları Ve Türleri

Marka Ve Marka Hakkının Korunması Davaları

Miras Hukukunda Ortaklığın Giderilmesi Davası

Miras Hukukunda Saklı Pay Nedir ?

Miras Hukukunda Zümre Sistemi

Miras Bırakanın Kredi Borcunun Hayat Sigortası Tarafından Ödenmes...

Murisin Banka Hesabındaki Paranın Mirascılar Tarafından Çekilebil...

Muvazaa Ve Mirastan Mal Kaçırma Nedir

Nesebin Reddi Davası

Nitelikli Yağma (Gasp) Suçu Nedir ?

Reddi Miras Nedir?

Sağlık Hukuku Ve Malpraktis

Soybağının Reddi Davası Nedir?

Soybağının Tespiti Davası

Suça Yardım Etme Ve Cezası (Tck 39)

Suçta Tekerrür Ve Mükerrirlere Özgü İnfaz

Apostil Nedir? Tanıma Tenfiz Davası.

Tapu İptal Ve Tescil Davası

Tehdit Ve Şantaj Suçu Nedir?

Trafik Kazası Nedeni İle Tazminat Davası

Trafik Kazası Sonucu Taksirle Öldürme Suçu

Türk Hukuku Kişinin Adını Değiştirmesi Nasıl Olur.

Uyuşturucu Kullanma Ve Yaptırımları

Uyuşturucu Ticareti Yapma Ve Yaptırımları

Velayet Davası Nedir?

Tanıma Tenfiz Davası