Boşanma davası nedir?

 

Boşanma davası evlilik yapmış bireylerin, artık evliliklerini sürdüremeyecekleri kanaatine varmaları durumunda hikamet ettikleri son 6 aylık adreslerine bağlı mahkemelere ya da aile mahkemesine başvurarak boşanma davası açabilirler. Boşanma davası türleri ise anlaşmalı boşanma davası ve çekilmeli boşanma davası olarak ikiye ayrılmaktadır.

 

Boşanma Sebepleri;  

 

Türk Medeni Kanunu"nda boşanma sebepleri ikiye ayrılmaktadır.

 

Genel Boşanma Sebepleri

 

  • Evlilik birliğinin temelde sarsılması
  • Anlaşmalı Boşanma
  • Ortak hayatın yeniden kurulamaması

 

Özel Boşanma Sebepleri

 

  • Zina
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
  • Terk
  • Akıl Hastalığı

2013 TÜİK verilerine göre boşanma davalarının %96,70"i genel boşanma sebeplerine dayanarak açılmıştır. Zina %0,07, cana kast %0,03, cürüm ve haysiyetsizlik %0,24, terk ve akıl hastalığı %0,05, diğer nedenler %0,80 ve bilinmeyen nedenler %2,09 olarak kayıtlara geçmiştir.

 

Genel Boşanma Sebepleri


EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELDEN SARSILMASI


Evlilik birliği öyle bir hasar almış olmalıdır ki, eşlerden bu durum doğrultusunda ortak hayatı sürdürmeleri beklenmemektedir. Kanun ise hangi olayların ve nedenlerin evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılmasına sebebiyet vereceğini sıralamamıştır. Bu durumlardan dolayı uygulama ile kendisini göstermektedir. Lâkin temel kural eşler arasında şiddetli bir geçimsizlik ya da anlaşmazlık bulunmalıdır. Ayrıca bireylerin arasındaki bu sorun, sorunlar öyle ağır olmalıdır ki, birlikte yaşam artık bireylerden beklenememelidir. Bu durumlardan dolayı her geçimsizlik, boşanma nedeni olarak kabul edilmemektedir.
Türk Medeni Kanunu madde 166/1 “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir."


Evlilik Birliği"nin Temelden Sarsılması Sebebiyle Kadın İçin Boşanma Sebepleri:


Evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle boşanma davalarında kadına uygulanan şiddeti Yargıtay dörde ayırmıştır.

 

  1. Ekonomik Şiddet: Çalışmak istemeyen kadını zorla çalıştırma, Çalışmak isteyen kadını çalıştırmama, erkeğin ev ihtiyaçlarını karşılamaması ve kadını kendine muhtaç bırakması, ekonomik şiddete örnek olarak gösterilebilir.
  2. Psikolojik Şiddet: Kadına yönelik hakaret, kötü davranış, kadını aşağılama, bağımsız konut sağlamama, kıskançlık, tehdit vb. psikolojik şiddete örnek olarak gösterilebilir.
  3. Cinsel Şiddet: Kadını rızası dışında cinsel ilişkiye zorlama, ters ilişkiye ve farklı ilişkilere zorlama, çocuklarının olmaması, cinsel uyum ve cinsel doyumun sağlanamaması, cinsel şiddete örnek olarak gösterilebilir.
  4. Fiziksel Şiddet: Kadının tokat, yumruk, tekme ile darp edilmesi, kadının bıçak, silah vb. ile yaralanması fiziksel şiddet olarak gösterilebilir.

Yukarı da bahsettiğimiz şiddet türleri kadının aile içinde gördüğü şiddeti tanımlar ve erkek tarafından uygulanan şiddet boşanma davasında erkeği ağır kusurlu kılar.


Evlilik Birliği'nin Temelden Sarsılması Nedeni İle Erkek İçin Boşanma Sebepleri Nelerdir.


Boşanma davalarında çoğunlukla ağır kusur erkeğe yüklenirken Yargıtay içtihatlarında aşağıda ki sebepler kadını ağır kusurlu göstermiştir.
Kadının yıkanmaktan kaçınması, ağız ve vücut kokusu, kadının müsrif olması ve aşırı harcamalar yapması, ev işlerini yapmaması, çocuklarının olmaması, cinsel uyumun olmaması, çocuklarına bakmaması ve çocuklarına şiddet göstermesi, kıskançlık vb. kadını boşanma davasında ağır kusurlu gösterir.

 

Anlaşmalı Boşanma Davası Nedir?  

 

Anlaşmalı boşanma davası bireylerin en az bir yıl evliliklerini sürdürmüş olmaları, nafaka, çocuk var ise çocuğun velayetinin kimde kalacağı ve tazminat konularında ortak bir anlaşmaya varmaları gerekmektedir. Anlaşmalı boşanma davası son 6 aylık adreste hikametini sürdürmüş ve adrese bağlı mahkemelerden ya da aile mahkemesine başvurarak anlaşmalı boşanma davası açılabilir. Anlaşmalı boşanma davasının süreci çekişmeli boşanma davasına göre daha kısa sürmektedir. Anlaşmalı boşanma davasında taraflar birbirleri ile konuşarak ortak yol buldukları konular sayesinde çoğunlukla mahkemenin birinci duruşmasında davanın sonuçlanması mümkündür.

 


Türk Medeni Kanunu madde 166/3" te anlaşmalı boşanma hüküm altına alınmıştır.

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.


Anlaşmalı boşanma davalarında tarafların anlaşması sonucunda anlaşmalı boşanmaya dair protokol hazırlanarak mahkeme huzuruna sunulur. Düzenlenen protokol ile aşağıda ki hususlar tek tek belirlendikten sonra bu hususlar mahkemece hüküm altına alınır. Protokolde bulunması gereken hususlar aşağıda ki gibidir.

  • Kişisel eşyalar, çeyiz olarak getirilen eşyalar ile düğünde takılan takıların paylaşılması,
  • Maddi ve manevi tazminat talepleri,
  • Menkul ve gayrimenkul malların paylaştırılması,
  • Katılım payı alacağı hususu,
  • Velayet ve şahsi ilişki tesisi,
  • Nafaka (Yoksulluk ve iştirak) talepleri,
  • Yargılama giderleri ve avukatlık ücreti

hususunda tarafların anlaşmaları ve boşanma isteklerini mahkeme huzurunda açıkça beyan etmeleri gerekir.

 

Bireylerin Ortak Hayatlarını Yeniden Kurulamaması Sebebi İle Boşanma


Türk Medeni Kanunu madde 166/4" te ortak hayatın yeniden kurulamaması sebebiyle boşanma hüküm altına alınmıştır.
Toplanan delillerden koca tarafından açılan ilk davanın reddedildiği, kararın 11.05.2004 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmeden itibaren üç yıllık sürenin geçtiği ve bu süre içinde ortak hayatın yeniden kurulamadığı anlaşılmaktadır. İlk davada davacının tam kusurlu olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş olmasının, Türk Medeni Kanunu"nun 166/son maddesine dayanan davada, boşanma kararı verilmesi bakımından önemi olmadığı gibi, ortak hayatın kurulamamasındaki neden de davanın kabulü bakımından sonuca etkili değildir. Türk Medeni Kanunu"nun 166/son maddesi koşulları gerçekleşmiştir. O halde istemin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiştir.


Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
Yukarıda bahsettiğimiz boşanma sebeplerinden her hangi biriyle açılmış bulunan davada davanın reddine karar verilmiş ve hüküm kesinleştikten sonra üç yıl içinde taraflar ortak hayat kuramamışlarsa, evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden her hangi birinin istemi üzerine hakim tarafından boşanmaya karar verilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus mahkemenin sonuçlandığı tarih değil hükmün kesinleştiği tarihtir.


Özel Boşanma Sebepleri Nelerdir?


Zina Sebebi İle Boşanma Nedir?


Türk Medeni Kanunu madde 161" de zina sebebiyle boşanma hüküm altına alınmıştır.


Eşlerden biri zina edersediğer eş boşanma davası açabilir.Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
Zina, evlilik birliği içerisinde eşlerden birinin bilerek ve isteyerek eşindnen başka birisiyle yaşadığı cinsel birlikteliktir. Cinsel sadakat evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulması sonucunda eşler için doğan yükümlülüklerinden biridir. Her şekilde kurulan cinsel ilişki, eksik kalkışma, bir cinsel ilişki zina sayılır. Aynı cinsle kurulan ilişki, hayvanla cinsel ilişki, yapay döllenme, aşıkane hareketler (öpüşme, okşama, kucaklaşma vb.) zina sayılmaz; ancak sadakatsizlik oluşturduğundan boşanma davasında geçerli delil sayılır. Bu sebeplerin varlığı halinde evlilik birliğinin temelden sarılması sebebine dayanarak boşanma davası açılabilir.


Bireyin Hayatına Kast, Pek Kötü ya da Onur Kırıcı Davranış Sebebi İle Boşanma


Türk Medeni Kanunu madde 162" de hayata kast, pek kötüveya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanma hüküm altına alınmıştır.
Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve herhâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.Affeden tarafın dava hakkı yoktur.


Bireyin Hayatına Kast


Karı veya kocanın diğerini öldürmek amacıyla yaptığı eylemdir. İntihara teşvik etme, intihar için elverişli araçları temin etme, öldürme amacına yönelik her türlü eylem (istenildiği halde sonuç alınmamış olsa dahi) hayata kast kapsamına girer. Öldürme tehdidi, öldürme amacı bulunmayan eylemler, eşin yakınlarına yönelik eylemler hayata kast kapsamına girmez.


Bireyin Pek Kötü Davranış


Eşe hakaret etmek, sövmek, küfür etmek, küçük görmek, aşağılamak, eşe eziyet etmek, eşin bedensel ve ruhsal sağlığını tehlikeye düşüren her türlü davranış, zulüm, işkence, eşi hapsetmek, aç bırakmak, anormal yollardan cinsel ilişkiye girmek istemek gibi ağır eylemlerdir.


Bireyin Onur Kırıcı Davranışı


Namus ve şerefin ağır suretle ihlalidir. Tek bir olay boşanma kararı için yeterli olmayabilir. Kocanın karısına sürekli onu aldattığını söylemesi, halka açık yerlerde şerefsiz namussuz diye hakaret edilmesi, kadının kahvehanede bakire olmadığını açıklaması vb, onur kırıcı davranış olarak sayılabilir.


Suç İşleme ve Bireyin Haysiyetsiz Hayat Sürmesi Nedeni İle Boşanma


Türk Medeni Kanunu madde 163" Te suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma hüküm altına alınmıştır.
Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.


Bireyin Suç İşlemesi


Mutlak bir boşanma nedeni olan suç işlemenin konusu tam olarak ceza kanununda belirtilmemekle birlikte anayasanın76. maddesinde belirtilen suçlar küçük düşürücü suç olarak sayılmıştır. Bunlar küçük düşürücü utanç verici suçlar boşanma sebebidir. Yüz kızartıcı suçlara örnek olarak zimmet, ihtiras, irtikâp, rüşvet, sahtecilik, dolandırıcılık, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflastır.Bir eylemin yüz kızartıcı suç sayılıp sayılmayacağını o suça verilen cezanın ağırlığına göre değil, toplumun ahlaki değer yargılarına göre belirlemek gerekir. Bu belirleme işini, geniş takdir yetkisine dayanarak hakim yapar.
Suçun evlenmeden önce işlenmesi ve davacı eşin bunu bilerek evlenmesi halinde, boşanma talebi haklı görülemez. Koşullar varsa yanılma, aldatma ve korkutma nedenlerinden evliliğin iptali davası açılabilir. Boşanma davasını açabilmek için bu suçu işleyenin bu suçtan dolayı hüküm giymiş olması şartı aranmaz önemli olan suç işlemenin evlilik devam ederken yapılmış olmasıdır.


Bireyin Haysiyetsiz Hayat Sürmesi


Haysiyetsiz hayat sürme nısbi bir boşanma nedenidir. Böylece haysiyetsiz hayat sürme iddiasının kanıtlanmış olması boşanmanın kabulü için yeterli olmayacak, bunun davacı eş açısından evlilik birliğini çekilmez hale getirip getirmediği de, ayrıca araştırma konusu yapılacaktır. Toplumun anlayışına göre sürekli olarak namus, şeref, onur, haysiyet kavramlarıyla bağdaşmayacak şekilde yaşamaktır. Burada önemli olan bir kerelik haysiyetsiz eylem davranışı yapmış olmak değil bu davranışı yaşayış şekline getirmektir. Haysiyetsizliğin boşanma sebebi olabilmesi için süreklilik taşıması gerekir. Bir kez yapılan davranış haysiyetsizlik sayılmaz.


Kişi yaptığı iş, uğraştığı meslek ve sanat ya da özel yaşamı ile bu değerlere onur, haysiyet gibi kavramlara aykırı düşüyorsa, haysiyetsiz yaşam sürmekte olduğu kabul edilir. Randevu evi işletmek, genelev patronluğu yapmak, ayyaşlık, kumarbazlık, cinsel sapıklık bu gibi davranışlara örnektir. Haysiyetsiz hayat sürmenin ikinci unsuru ise kusurdur. Davacı eşinin haysiyetsiz hayat tarzını bilerek o kişiyle evlendiyse onda da kusur vardır. Çünkü eşin yaşam tarzını bilerek o kişiyle evlenen kişi bunu boşanma davasına konu ediyorsa dürüstlük kuralına aykırı davranmış olur.


Medeni kanunumuz suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle açılacak davalarda hak düşürücü süre öngörmemiştir.Hak düşürücü sürenin bulunmamasını bu boşanma sebebinin nisbi olmasına bağlayabiliriz. Boşanma sebeplerinin nitelendirilmesinde hâkimin takdir yetkisine yer verildiği gibi çekilmezlik şartının da gerçekleştiği süreci zaman bakımından sınırlamak normun muhtevasına uygun düşmez.


Bireyin Terk Sebebi İle Boşanma


Türk Medeni Kanunu madde 164" Te suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebiyle boşanma hüküm altına alınmıştır.
Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

 

  • Terk sebebiyle boşanma kararı verilebilmesi için
  • Eşlerden birinin ortak yaşamdan ayrılması gerçekleşmeli,
  • Ortak yaşama son verme kastı belirlenmeli,
  • Ayrılık hukuka aykırı olmalı,
  • İhtar koşulu gerçekleşmelidir.

Eşlerden birinin ortak hayata son vermek amacıyla ve evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk etmesi veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemesi halinde, terk edilen eş hemen boşanma davası açamaz. Boşanma davasının açılabilmesi için ayrı yaşamanın en az altı ay sürmüş ve devam etmekte olması şartı bulunmaktadır.


Bununla birlikte altı aylık süre içerisinde sırf süreyi kesmek için arada eve dönmüş olmak süreyi kesmez, ancak samimi eve dönüşler süreyi keser. Aynı eş bir süre sonra tekrar ortak konutu terk ederse bu tarihten itibaren yeni bir altı aylık süre işlemeye başlar. Yeniden terk hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir.
Ortak konutu terk etmeye zorlayan haklı bir sebep olmaksızın eşinin ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Yatak ayrılığı-birlikte yatmamak, tabak ayrılığı-birlikte yemek yememek terk sebebi sayılmaz. Mutlaka konut ayrılığı olması gerekir. Memuriyet nedeniyle eşin başka yere tayini. Eşin askerlik görevini ifası, eşin hastanede uzun süre yatması, eşin iş nedeniyle başka bir ile veya ülkeye gidip orada uzun süre kalması, eşin ceza mahkûmiyeti, eşlerin anlaşarak veya hakim kararıyla ayrı yaşamaları evlilik birliği içerisinde terk sebebi sayılmaz.


Bireyin Akıl Hastalığı Nedeni İle Boşanma


Türk Medeni Kanunu madde 165" te akıl hastalığı sebebiyle boşanma hüküm altına alınmıştır.
Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.

 


 

Boşanma Davası Nedir? | Aile Hukuku | Demircan Hukuk Bürosu  

 

Eskişehir Avukat büroları arasında olan Demircan Hukuk Bürosu Eskişehir Avukatları üyesi Evren Demircan öncülüğünde Eskişehir'de; Aile Hukuku, alanında Danışmanlık ve Avukatlık hizmetleri sunar.

Avukatlık ve Danışmanlık hizmetilerimiz ile ilgili bilgi almak için;
Eskişehir Barosu Avukatları arasında yer alan Avukat Evren Demircan ve Demircan Hukuk bünyesinde bulunan avukatlarımıza ulaşabilirsiniz.

İletişim : 0 (554) 292 59 61

 

Boşanma Davasında Velayet Ve Nafaka
Boşanma Davasında Velayet ve Nafaka;

Reşit olmayan ya da hacir altında bulunan çocukların sahip oldukları haklar ve mükellefiyetlere ilişkin hususlar. Bu durum Medeni Kanunda düzenlenmiştir. Çocuklar üzerinde velayet hakkı anne ve baba tarafından birlikte kullanılır. Anne ve baba velayetin yürütülmesi hususunda anlaşamazlar ise babanın reyi muteberdir. Çocuk küçükken anne ve babasının velayetine tabidirler. Anne ve babanın biri vefatı durumunda ise velayet sağ kalan bireye verilir. Boşanma durumunda ise velayet hakkı, çocukların teslim edildiği bireye aittir.
Ceza Erteleme Nedir? (Tck. 51.Madde Ve Gerekçesi)
Ceza erteleme, TCK.51. Madde ve gerekçesi

Ceza erteleme, mahkeme suçlu olan kişinin suçunu tespit ettikten sonra, mahkeme bu kişinin daha suç işlemez diye düşünmesi halinde hapis cezasının ertelenmesine karar verir.Ceza İnfaz Kanunu hükümlerine göre, suç işleyen kişi işlediği suçtan dolayı cezalandırılır. Fakat bazı şartların bir araya gelmesiyle, kişiye verilen cezanın cezaevinde infazından vazgeçilebilir. Böylece hapis cezasının ertelenmesi olayı gerçekleşir. Suçu işlediği tespit edilen kişinin, bir daha suç işlemeyeceğine inanılırsa, cezanın ertelenmesine karar verilir.
Velayet Davası Nedir?
Velayet Davası Nedir?

Boşanma davalarında en büyük sorunlardan biri de çocuğun velayetinin kimde olacağı konusudur. Hâkimler velayet konusunda karar verirken çocuğun menfaatini göz önünde bulundurmak zorundadır. Zaten velayet davalarında asıl unsur çocuğun menfaatidir. Boşanma gibi durumlarda, velayet davası kime verileceği, çocuğun hangi ebeveyn tarafından alınacağı, velayeti almayan bireyin çocuğu hangi koşullarda ve ne sıklıkla göreceği tamamen çocuğun menfaati gözetilerek verilen bir karardır.

6284 Sayılı Kanun Ailenin Korunması

Aile Konutu Şerhi Nedir

Aile Konutu Kavramı Ve Aile Konutu Tahliyesi

Aldatılan Eşin Üçüncü Kişiye Açacağı Tazminat Davası

Araç Değer Kaybı Davası

Boşanma Davası

Boşanma Davasının Mirasçılar Tarafından Sürdürülmesi

Boşanmada Edinilmiş Mal Ve Kişisel Mal Ayrımı

Ceza Davalarında İştirak

Ceza Hukukunda Genel Af Ve Özel Af

Ceza Hukukunda Taksir Nedir?

Çiftlik Bank Nedir. Piramit Satış Sistemleri

Cinsel Taciz Ve Kanundaki Yeri

Çocuk Düşürtme, Düşürme Ve Kısırlaştırma Suçu

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu

Çocukların Cinsel İstismarı Ve Cinsel Suç Mağdurlarının Muayenesi

Ehliyete El Konulmasına İtiraz, Ehliyete El Konulması Sebepleri

Etkin Pişmanlık Ceza İndirimi Nedir

Evlatlığın Mirasçılığı

Gayrimenkul Satış Vaadi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Nedir? Hagb Nedir?

Hakaret Suçu Nedir ?

Haksız El Atmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil Talebi

Hırsızlık Suçunun Cezası

Hükümlüler Ve Küçük Çocuk Açısından Vasi Atanması

İddet Müddeti Nedir? İddet Müddetinin Kaldırılması

İlaçların Yanlış Kullanımı Ve Hukuki Sorumluluk

İnternet Üzerinden Dolandırıcılık

Kamulaştırma Davası

Kasten Adam Öldürme Suçu Nedir

Kasten Adam Yaralama Suçu Ve İndirim Sebepleri

Katılım Payı Alacağını Davası Nedir

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin Unsurları

Mal Rejimi Davaları Ve Türleri

Marka Ve Marka Hakkının Korunması Davaları

Miras Hukukunda Ortaklığın Giderilmesi Davası

Miras Hukukunda Saklı Pay Nedir ?

Miras Hukukunda Zümre Sistemi

Miras Bırakanın Kredi Borcunun Hayat Sigortası Tarafından Ödenmes...

Murisin Banka Hesabındaki Paranın Mirascılar Tarafından Çekilebil...

Muvazaa Ve Mirastan Mal Kaçırma Nedir

Nesebin Reddi Davası

Nitelikli Yağma (Gasp) Suçu Nedir ?

Reddi Miras Nedir?

Sağlık Hukuku Ve Malpraktis

Soybağının Reddi Davası Nedir?

Soybağının Tespiti Davası

Suça Yardım Etme Ve Cezası (Tck 39)

Suçta Tekerrür Ve Mükerrirlere Özgü İnfaz

Apostil Nedir? Tanıma Tenfiz Davası.

Tapu İptal Ve Tescil Davası

Tehdit Ve Şantaj Suçu Nedir?

Trafik Kazası Nedeni İle Tazminat Davası

Trafik Kazası Sonucu Taksirle Öldürme Suçu

Türk Hukuku Kişinin Adını Değiştirmesi Nasıl Olur.

Uyuşturucu Kullanma Ve Yaptırımları

Uyuşturucu Ticareti Yapma Ve Yaptırımları

Tanıma Tenfiz Davası